Sanatsever.net
Life is short, the art is long!

Toplumsal adaletsizlik

0 139

Hangimizin öldürülen kadınlar ve davaları hakkında detaylı bilgisi var? Hepimiz benciliz, hepimiz biraz duyarsız. Adalet için ne yaptık? Hangisi yeterli geldi? Neden sorgulamak yerine yargıladık? Ön yargılarımız boğmadı mı? Biriyle konuşurken yargılamak yerine soru sormak bu kadar mı zor? Nerede hata yaptık? Bu düzen değişmediği sürece suçluyuz. Düşün!

Başlık fotoğrafını özenle seçtim. Sosyal hesaplardan kadın cinayetleri için sözde her seferinde ses çıkarıyoruz, yapıştır bir fotoğraf altına birde çok duyarlı davranıyormuşuz gibi bir yazı, iktidara iki laf oldu bitti. Biz kadınları savunduk, faillere küfürler ettik daha ne yapalım değil mi? Kimimiz hiç umursamaz. Ne olduğunu görür, duyar lakin kendi teranesinde bana dokunmayan bin yaşasın modunda. 1. Kısımda anlattığım insan davranışıyla, 2. Kısımda ki davranış arasında pek fark yok. Özetle hepimiz alçak insanlarız. Kimse vicdanını rahatlatmak için “ben elimden geleni yaptım” moduna sokmasın kendisini. Kimsenin, hiç birimizin bir halt ettiği yok. Sokakta şiddete veya tacize maruz kalan bir kadına yardım eden erkek, maruz kalan kadın tarafından suçlanır. Maruz kalan kadına karışmayan erkek yine karışmadığı için suçlanır. Bu 1. Örnek ve aşağıda öldürülen erkekler hakkında bu defa kadının haklı olduğunu 2. Başka örnekle açıklayacağım. Şimdi gelelim 2016 yılından bugüne kadar öldürülen kadınlara. İçişleri bakanlığının tablosuna göre 2016 senesinde 304, 2017’de 353, 2018’de 280 kadının cinayete ‘kurban’ gittiğini ve yüzsüzce kadına kurban benzetmesi üzerine “bu yıl maalesef geçen yılın biraz üzerindeyiz, güncel veriye göre 2019 yılı kadın cinayet raporu 299” gibi cümlelerle şuursuzca sanki bir holdingin bilanço raporlarını açıklar gibi açıklamıştır. Bu arada bu yıllar arası öldürülen kadın sayısı bin 167’dir ve bu bin 167 kadın arasında sadece 76 kadına koruma kararı verilmiş kadınlardır. Bin 167 kadın arasında 76 kadın. Süleyman beyin bu konu hakkında ki devam eden açıklamaları daha da felakettir. Süleyman bey 2016 yılından bu zamana kadar işlenen kadın cinayetlerinin hiç biri faili meçhul kalmamıştır. Suçluların yüzde 82.4 yakalanmış olup yüzde 16.2’si olaya müteakip intihar etmiştir. Öncelikle intihar edenler için mutluluğumu dile getirip Süleyman beyin kesinlikle yalan söylediğini ve buna dair güçlü kanıtımın olduğunu belirtmek isterim. Elbette ki 82.4 olarak belirtilen suçlular tabiki yakalandı, sorgusu yapıldı ve yargılandı. Hepsi tek tek hakim karşına çıktı ve yüzde 50’den fazlasının kıravatı “adalet mülkün temelidir” yazısının önünde oturan kelle maaşçı tiplinin kıravatı ile aynı renkte olduğu ve pişti olmamak için serbest bırakılmıştır. Elbette böyle olmuştur, aksi halde hastalıklı bir suçlunun iyi halini düşünerek serbest bırakılması veya onu yeni açılmış bir giyim mağazası olarak görüp indirim uygulamak aptallık olacağını yüce divan kurulu nasıl bilmesin. Okumak böyle şeyleri görmeyi sağlar. Süleyman beyin yakalanmıştır dediği doğru ama eksiktir bu sebepten dolayı. Yakalanmıştır ama sadece o kadar. Ceza, müebbet, sürgün… Hiç bir uygulama işte o kıravatların aynı renkte olmasından dolayı yapılmamıştır.

Şimdi gelelim öldürülen erkeklere. Ekşi sözlükte bir yazı okumuştum, 2012’de 950 küsür erkek cinayetinde bahsediyor ve kadınları suçlarcasına “hani bunlardan bahsetmiyorsunuz, bir yılda gerçekleşen erkek ölümleri kadınlardan kat kat fazla” olduğunu aptalca yazılarla konu haline getirme cesaretinde bulunmuş. Ben bahsedeyim bu durumdan. Öldürülen hangi erkek kıskançlık bahanesi ile katledildi? Hangi erkek kendi kararlarını dile getirmek hakkını savunmak için öldürüldü? Hanginiz etek giydi diye bıçaklandı ve hanginiz karşı cinsiyette ki arkadaşınızla sahil de hoş bir sohbet esnasında başından vurularak zamanı yenip tam o an tüm bedeni iki kat ağırlığıyla yere yığılarak can verdi? Azınlık bile sayılamayacak kadar az. Hiç bir erkek bu sebeplerden ölmedi. Karıştığı saçma bir kavga, ettiği bir küfür, yaptığı aşırı gurur sonucu “dünyaya ben hakimim” kafası iç içe olduğu çetelerden kurtulma çabası vs… Ölüm kötüdür kimsenin can almaya hakkı yoktur. Dini inancınızda Allahın verdiği canı Allah alır deyip ardından Allaha karşı gelip can almak nasıl bir çelişki ve aptallık? Erkek cinayetleri ve kadın cinayetleri hepsi kötü fakat kıyaslama yapacaksınız detaylara inmek zorundasınız.

Bülent Arınç kişisinin ak parti döneminde ki bu yazıyı hepimiz hatırladık. Bu yazı önünde kahkaha attığın için sana sonsuz teşekkür ederiz, her kimsen… Kadının herşeye hakkı vardır bu konuyla ilgili kadının ne yapacağını söylemek gibi aptalca birşey yapmayacağım. Bu haddim dışıdır lakin ben feminist bir erkek olarak kadın arkadaşların “bize karışmayın bırakın da kendi hakkımızı kendimiz savunalım” söylemlerini ötekileştirme olarak görüyorum. Hepimizin bu dünyada birbirimize ihtiyacı vardır, toplumsal cinsiyet eşitliğini (feminizm) savunmak hepimizin hakkı olduğu için ve cinsiyet kavramı sadece kadına ait olmadığından kaynaklı feminizm hepimizin hakkıdır. Maskulizm diye aptalca birşey çıkarıp kadın ve erkeği tekrar ayrımlaştırdık, yapmayın. Kadınları haklarını erkeklere karşı savunur kadına karşı değil çünkü istedikleri kadın hakları. Sesleri erkeklere gitmesi gerekir ve yanına ne kadar güveneceği erkek toplumu çekerse ataerkil o kadar azalır haklarını anlatması için erkeklere savaş yerine ataerkil düzeni bozmak için “gelin el ele direnelim” çağrısı daha makbuldür. Şahsım adına çok defa dışlandım, “sen kimsin bizim hakkımızı arıyorsun? Bırakın burada karışmayın” gibi cümlelerle itildim ama umrumda değil. Ben toplumsal eşitlik için savaşıyorum ve yanıma sadece erkek toplumu değil kadın toplumu olması gerektiğini biliyorum. Bu eşitlik hepimizin, haklar bizim ve birlikte direnmeliyiz, omuz omuza.

Son 1 yılda öldüren kadın sayısı 474. Araştırma sonuçlarıma göre bu cinayetleri sadece yüzde 2’si faili meçhul kalmamıştır, ceza alabilmiştir ve kalan yüzde 98’lik kısım yakalanmamış, kıravatı aynı renk çıkmış yada üstü kapatılmıştır. Ve eminim bu davaları sözde takip ediyor gibi görünüyor ama hiçbişeyden haberiniz olmuyordur. İnfaz yasasından sonra yüzde 1.5’lik suçlu kesimin dışarı salınmış olup sarayında kanser tedavisi gören ve ölmemek için onlarca doktorun tüm ülkeye yetecek sağlık ekonomisini harcadığı Tayyip beyin ölüm korkusundan dolayı duygusallaştığını ve yasadan sonra tekrar suç işleyenleri 3.sayfa haberlerinden öğrenip “duygusal anıma geldi yasayı kabul ettim oy oranlarımızla ilgisi yok” demesini bilmeyecek kadar bilgisiz olamazsınız. Yani şuan son 1 yılda öldüren 474 kadının faillerinin yüzde 0.5’lik kısmı hala içeride cezasını çekiyor. Evet 0.5 aynı marketlerde satılan yaz aylarında serinleten küçük su misali. Bizlerle dalga geçiyorlar, avuçlarında oynuyorlar siz ne yapıyorsunuz? Türkiye halkları kendisine ve ailesine dokunanı yakardı! Gülhane parkı için direndiğimiz zaman kadınlar, erkekler ve toplum için neden direnmiyor! İnstagramdan üç beş yazı yazıp çekileceksek kimseye suç atmayalım o zaman! Bir hasthag listede 1.sıraya geçince iş bitiyorsa adaleti Twitter üzerinden sağlayalım! Sesimizi çıkarmıyor ve yeterince araştırma yapmıyoruz. Getirin ellerinizi, birleşelim!

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.